Let me kiss you by Morrisey or Nancy Sinatra
Unut bütün bildiklerini. Bir kez olsun çıkar aklından etki ve tepkiyi. Tepki almak için ya da etki etmek için değil, öylesine boşluğa bırakmak için yaşadıklarını, bırak seçme hareketlerini. Temkinli davranma! Her şarkıda söylenenin aksine… Öyle yaptığım için böyle oldu ve böyle yapmadığım için öyle olacak gibi belirlenmiş kalıplarını koy bir kenara. “Birden gözlerini açarsın ve aslında fiziksel olarak çok da hoşlanmadığın birini görürsün karşında ama onun kalbi sana açıktır ve gerçekten aramasını bilen herkes için güneşte bir yer vardır.” Ararken her şeyi unutmalısın. O kadar çok seçenek var ki doğruyu ararken tamamen kaybolabilir ve sonunda ne aradığını dahi unutabilirsin. O da olabilir bu da… Bir aşktan kaç sonuç çıkarabilirsin? Olasılık hesaplarını kaç nesil daha sürdürebilirsin? Bütün olası sonuçlar elinin altında… Şimdiye kadar okuduğun bütün kitaplarla, izlediğin bütün filmlerle ve dinlediğin tüm şarkılarla… Her seferinde mutlaka biri gerçekleşiyor ve bil bakalım neden bütün bu sanat dalları ayrılıkla sonuçlanan aşklardan dem vuruyor. Çünkü alışkın olduğumuz bir gidişat var. Başlayan her şeyin bittiği ve bazı şeylerin de hiç başlayamadığıyla ilgili kim bilir kaç hikâye dinledik. Bir ilişkiyi başlatan şey diğerinin sonu oldu. Bazen gösterip vermemekti kural bazen verip göstermemek. Erkekler için daha az karmaşık ama daha çok sıkıcıydı. Onlar kendilerini ikna ediyorlardı önce sonra karşı taraf ister istemez onların ikna olduğu hikâyede başrol oynuyordu. Kadınlara gelince ikna olduklarında ikna etmeleri daha da zorlaşıyordu. Bu yıllardır böyle sürüp gitti ve herkesin hikâyesinde sebep ve sonuçlar farklı eşleşti. Neyin içinden çıkmaya çalışıyorsun. Let me kiss you. Güvenli cenneti tüm Amerika’da arayıp bulamamışken şarkıdaki ve şimdi arayışını sonlandırmış kendini diğerinin omuzlarına emanet ederken sen ne yapıyorsun? Aynı şarkıyı bir kadın ve bir erkek aynı içtenlikle seslendirirken ve dünya üzerinde bu iki cinsin de üremekten başka tek derdi hayâsız oyunlardan sıyrılmış bir aşkken, sen daha neyin hesabını tutuyorsun? Bu kadar naif bir şarkıyı bıkmadan defalarca dinledikten sonra aşka nasıl bu kadar acımasız yaklaşıyorsun.
Let me kiss you çalarken arka fonda, sen sahneye nasıl bu kadar riyakar bir nokta koyuyorsun?
Özlem. Biz bu zaman için fazlayız galiba! Yukarıda yazdıkların beni benden aldı. hmmmm kurabiyeye gelince, yarın yapıyorum :)))